TBMM Genel Kurulu’nda Irak ve Suriye’deki terörist örgütlerden Türkiye’ye yönelebilecek saldırıların bertaraf edilmesini öngören Başbakanlık tezkeresi görüşülüyor.
Tezkere’nin “Anayasaya aykırı olduğu” gerekçesiyle usul tartışması açıldı
TBMM Genel Kurulu’nda, Irak ve Suriye’deki terörist örgütlerden Türkiye’ye yönelebilecek saldırıların bertaraf edilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi okundu.
Genel Kurul’da, gündemdışı konuşmaların ardından AK Parti’nin “Tezkere görüşmelerinin bitimine kadar çalışılması”nı içeren grup önerisi kabul edildi. Daha sonra, Irak ve Suriye’deki terörist örgütlerden Türkiye’ye yönelebilecek saldırıların bertaraf edilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi okundu.
Tezkere’nin görüşülmesine geçileceği sırada ayağa kalkarak söz alan HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani’nin “Tezkere’nin Anayasa’ya aykırı olduğunu ve geri çekilmesini” istemesi üzerine birleşimi yöneten Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, “Tezkere Meclis Başkanlığı’na geldi, gelen kağıtlarda yayınlandı, işleme alındı ve sunuşlarda yer aldı. Biraz sonra görüşmeye geçeceğiz, oylanacak ve Genel Kurulca kabul edilecek. Divan olarak böyle bir yetkim yok. Talebinize olumlu yanıt verme yetkim yok” dedi.
Milletvekillerinin “Nereden biliyorsunuz kabul edileceğini?” demesi üzerine Bahçekapılı, “Kabul edilecek veya edilmeyecek. Dil sürçmesi oldu, özür dilerim. Ne Meclis Başkanlığı’nın ne de benim böyle bir yetkim yok” karşılığını verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise konuyla ilgili Anayasa’da düzenleme olduğunu belirterek, Tezkere’nin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasının doğru olmadığını, geçmiş örneklerin bulunduğunu söyledi.
Zozani’nin talebi üzerine usul tartışması açıldı. Bu sırada, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ve bürokratlar Komisyon sırasında yerlerini aldı.
Anayasaya aykırılık tartışması
Meclis Genel Kurulu’nda, Irak ve Suriye’deki terörist örgütlerden Türkiye’ye yönelebilecek saldırıların bertaraf edilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi’nin Anayasaya aykırı olup olmadığı tartışıldı.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, AK Parti grup önerisinin kabul edilmesinin ardından tezkere üzerinde görüşmelere geçileceğini belirtti.
HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani’nin, tezkerenin Anayasa’ya aykırı olduğunu ve görüşülemeyeceğini iddia etmesi üzerine usul tartışması açıldı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, tezkerinin Anayasa’ya aykırı olmadığını, aslında bu konuda usul tartışması açılmasının “usulsüzlük” teşkil ettiğini söyledi.
Anayasanın ilgili maddelerini anımsatan ve bu konuda Anayasa Mahkemesi’nin örnek kararlarını anlatan Elitaş, Türkiye’nin yurt dışına asker göndermesi ya da yurt dışından gelecek askerlerin Türkiye’de konuşlandırılmasına ilişkin kararı yalnızca TBMM’nin alacağını ifade etti.
Elitaş, milletvekillerinin hür iradeleriyle tezkere üzerindeki görüşlerini dile getireceklerini ve sonuçta oylamaya sunulacağını kaydetti.
Adil Zozani de Anayasa’nın ilgili maddelerini okuyarak, tezkere ile bir kurumdaki yetkinin başka bir kuruma usulsüz bir şekilde aktarılmak istendiğini savundu. Parlamentodan çıkan yasaların yok sayıldığını ileri süren Zozani, “Yasayı, yönetmeliği yok sayarak Anayasa’nın 92. maddesini ihlal ediyorsunuz. Kanunlar Anayasa’ya aykırı olmaz. Yasa yapmadan kurum ve kuruluşların yetkilerini alarak başka kurum ve kuruluşlara veriyorsunuz” diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, tezkere ile Türkiye’ye gelen göçmenlerin hal ve davranışlarının idaresinin TSK’ya verilmediğini ifade etti.
TSK’nın oluşturacağı güvenli bölgeyi işgal edeceğine dair bir endişenin söz konusu olduğunu, tezkerenin Anayasa’ya aykırılığının da aslında bunun için ileri sürüldüğünü anlatan Halaçoğlu, “Burada ‘Burası TSK kontrolüne geçerse biz bağımsız Kürdistan’ı kuramayız’ endişesi var” dedi.
CHP Grup Başkanvekli Akif Hamzaçebi ise tezkerenin IŞİD tezkeresi değil bir savaş tezkeresi olduğunu savundu. IŞİD ile mücadele kapsamında oluşturulan koalisyona 22 ülkenin katıldığını belirten Hamzaçebi, bu ülkelerden 6’sının hava harekatı düzenlediğini, diğer 16 ülkenin ise insani yardım ve lojistik desteği sunacağını kaydetti. Hamzaçebi, bu ülkelerin bir kara harekatının söz konusu olmadığını kaydetti.
Konuşmaların ardından tezkere üzerinde görüşmelere geçildi. İlk sözü, hükümet adına Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz aldı.
“Türkiye komşu iki ülkeden kaynaklanan risk ve tehditlerle karşı karşıya”
Türkiye’nin güney kara sınırları boyunca ulusal güvenliğe yönelik risk ve tehditlerin, son dönemde yaşanan gelişmeler sonucunda ciddi şekilde arttığını vurgulayan Yılmaz, Türkiye’nin, komşu iki ülkeden kaynaklanan risk ve tehditlerle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Yılmaz, bu bölgedeki risk ve tehditlerin, geçen yıla göre artıp artmadığının sorulması gerektiğini belirterek, BM Güvenlik Konseyi’nden karar çıkartılmasının, bu bölgedeki risk ve tehditlerin arttığını gösterdiğini kaydetti.
Risk ve tehditlerin en çok etkilediği ülkelerin başında Türkiye’nin geldiğine işaret eden Yılmaz, PKK terör unsurlarının varlığını sürdürdüğünü, IŞİD tehdidinin, her iki güney komşuda da açıkça ortada olduğunu belirtti.
“Terörizm, herhangi bir dinle, milletle veya medeniyetle ilişkilendirilemez”
Yılmaz, Türk halkının huzuruna, güvenliğine, milli birliğine yönelik terör saldırısıyla yıllardır mücadele edildiğini dile getirerek, “Bu tehdit, bölgede son dönemde meydana gelen gelişmelerin de etkisiyle farklı boyut kazanmıştır” dedi.
Her ülkenin teröre karşı gereken tedbiri almasının, uluslararası hukukun gereği olduğuna dikkati çeken Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“BM Güvenlik Konseyi’nin 24 Eylül 2014 tarihli, 2178 sayılı kararında belirtilen hususlara dikkatinizi çekmek istiyorum. Terörizmin ne tür ve ne görünümde olursa olsun, uluslararası barışa ve güvenliğe en büyük tehdittir. Terör eylemi bir suçtur ve faili, bahanesi ne olursa olsun, bu suçu hiçbir zaman, hiçbir yerde haklı çıkaramaz. Bu suça karşı BM üyesi ülkelerin birlikte mücadele vermesi ve terörle mücadelede işbirliği yapması bir görevdir. Terör her geçen gün dünyanın bir çok bölgesinde hoşgörüsüzlük ve aşırıcılığın etkisiyle yayılmaktadır. Tüm ülkeler, terörün artan bir tehdit olduğunu görerek, kararlılık içinde ortak hareket etmelidir. Terörizm, herhangi bir dinle, milletle veya medeniyetle ilişkilendirilemez. Bütün ülkeler, uluslararası hukuka, özellikle evrensel insan hakları hukukuna, temel hak ve hürriyetlere, hukukun üstünlüğüne uygun olarak teröre karşı mücadele için her türlü önlemi alacaktır. BM üyesi ülkeler, teröristlerin bir ülkeden diğer ülkelere geçişlerini, terör eylemlerine katılmasını önlemekte ve bu eylemlere katılanları yargı önüne çıkarmakla yükümlüdürler.”
“Tezkere bu önlemlerin bir parçası”
Yılmaz, Irak’ın, yıllardır PKK’lı teröristlerin sığınağı olduğunu, bu teröristleri ne engellediğini ne de yargı önüne çıkardığını, uluslararası hukuku ihlal ettiğini kaydetti.
Türkiye olarak Irak’taki terör örgütlerinin, Türkiye’ye yönelik saldırılarına son verilmesini sağlamak amacıyla her türlü önlemi aldıklarını belirten Yılmaz, bu tezkerenin de bu önlemlerin bir parçası olduğunu bildirdi. Yılmaz, Hükümet olarak göreve başladıkları ilk günden bu yana terör tehdidinin ortadan kaldırılması için kapsamlı çalışma yürüttüklerini ifade ederek, şunları söyledi:
“Terörü, terörün istismar ettiği sorunları, bölgenin sorunlarını bir bütün içinde ele alarak bitirmek istiyoruz. Bir yandan terörle mücadele sürerken diğer yandan demokrasinin çıtasını yükselttik, özgürlüklükler genişlettik. 77 milyonu bir ve kardeş bilerek, birlikte Türkiye olduğumuzun bilinciyle milli birlik ve kardeşlik projesini uygulamaya koyduk. Daha önce alınan yetki tezkeresi çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından hava harekatı, hava keşif uçuşu, topçu ateşi ve kara harekatı gerçekleştirdi. Tezkerenin tek hedefi, bu ülkenin huzuruna saldıran teröristlerdir. Bundan sonra da bu uygulamaya devam edilecektir.
Terör, tüm milletimizin ortak sorunudur. Terörle mücadelenin başladığı tarihten bu yana görev alan tüm hükümetlerin öncelikli gündemi, terörle mücadele etmek olmuştur. Bu ortak sorunun çözümünde elde edeceğimiz başarı, ülkemizin başarısı olacaktır. Demokrasimizi güçlendirirken uygulayacağımız çok boyutlu ve kapsamlı tedbirler içeren bu süreç içerisinde lüzumu halinde ve caydırıcılık çerçevesinde askeri önlemler alınması, terörle mücadelemizde bütüncül yaklaşımı tamamlayacaktır. Nihai hedefimiz, bu tür tezkerelere artık bir daha hiç ihtiyaç duymayacağımız şekilde bir güven ortamının tesisidir.”
“Çözüm süreci güçlü ve kararlı şekilde devam ediyor”
Bakan Yılmaz, bu doğrultuda hükümetin başlattığı ve artık devlet politikası haline gelen çözüm sürecinin, güçlü ve kararlı şekilde devam ettiğini anımsattı.
Bu sorunu da terörle mücadeleden taviz vermeden, daha çok demokrasi, daha çok özgürlük, daha çok refah, daha çok vatandaşlık hakkı ve hukukuyla çözeceklerini bildiren Yılmaz, toplumun her kesiminin sahip çıktığı bu süreci devam ettirerek, çözümün ivedilikle sağlanması için gerek duyulan yeni yöntemleri devreye sokmaya, gerekli çalışmaları yapmaya kararlılıkla devam edeceklerini vurguladı.
Yılmaz, IŞİD terör örgütünün, 5 Haziran 2014’te Musul kırsalı ve civar vilayetlere başlattığı eylemler sonrasında 10 Haziran’da Musul’un kontrolünü tamamen ele geçirmesi, Irak’ta başta güvenlik olmak üzere hemen hemen her alanda sıkıntılı bir süreci başlattığını söyledi.
IŞİD ve bağlantılı unsurların saldırısının ardından Irak Kürt bölgesel yönetiminin, başta Kerkük olmak üzere, merkezi Irak yönetimiyle sorunlu olan tartışmalı bölgeleri kontrol altına aldığını ifade eden Yılmaz, IŞİD saldırılarıyla birlikte Irak kara kuvvetleri önemli miktarda personel kaybına uğradığını, bu bölgedeki birliklerin bulundukları yerleri terk etmeleri sonucunda Irak ordusuna ait çok sayıda silah ve mühimmatın IŞİD’in eline geçtiğini anlattı. Yılmaz, Musul, Ambar, Selahaddin ve Kerkük’ün önemli bir bölümünde IŞİD terör örgütünün alan hakimiyetini tesis ettiğini söyledi.
“Türkiye’ye tehdit oluşturma ihtimali”
Bakan Yılmaz, 10 Haziran 2014’te 31 Türk şoförünün rehin alınması, 11 Haziran 2014’te Musul Başkonsolusu’nun IŞİD terör örgütü mensuplarınca ele geçirilmesinin Irak’tan kaynaklanan tehditleri apaçık ortaya koyduğunu belirtti.
Irak’ta yaşanan olayların, Suriye’de olduğu gibi Türkiye’ye yönelik sığınmacı hareketine neden olduğuna işaret eden Yılmaz, “IŞİD saldırılarından kaçarak ülkemize sığınan Ezidilerin sayısı Eylül sonu itibariyle 22 bin 250’ye ulaştı. Ayrıca önümüzdeki süreçte Irak ordusunun terk ettiği silahların ve özellikle Avrupa ülkesinden Irak’a verilen askeri malzemelerin, bir kez daha terör örgütlerinin ele geçmesi ve bu gücün Irak Kürt bölgesel yönetimine ve Türkiye’ye tehdit oluşturma ihtimali de