Bulunamadı...
Tüm Sonuçları Görüntüle
Pazar, Ağustos 31, 2025
Kanal 5
  • ANA SAYFA
  • GAZİANTEP
  • ANKARA
  • DOĞU-GÜNEYDOĞU
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
  • SİYASET
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • YAŞAM
  • KÜLTÜR
  • SPOR
  • PROGRAMLAR
  • KURUMSAL
    • İLETİŞİM
    • İNSAN KAYNAKLARI
    • KÜNYE
    • KATALOG
Kanal 5
Bulunamadı...
Tüm Sonuçları Görüntüle
Pazar, Ağustos 31, 2025
Kanal 5
  • ANA SAYFA
  • GAZİANTEP
  • ANKARA
  • DOĞU-GÜNEYDOĞU
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
  • SİYASET
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • YAŞAM
  • KÜLTÜR
  • SPOR
  • PROGRAMLAR
  • KURUMSAL
Ana Sayfa Haber

Prostat kanseri tanısında ‘MR’ dönemi

• Kaynak: AA
8 yıl önce
• Haber
A A

ANTALYA

Üroonkoloji Derneği tarafından düzenlenen, 750’nin üstünde katılımcının takip ettiği 13. Üroonkoloji Kongresi Antalya’da gerçekleştirildi.

Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Levent Türkeri, düzenlenen basın toplantısında, prostat kanserinin erkeklerde en sık görülen kanserler arasında olduğunu, bunun kansere bağlı ölümlerde de akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer aldığını vurguladı.

Son bilgilere göre Türkiye’de 12 erkekten 1’inin prostat kanseri olduğunun bildirildiğini aktaran Türkeri, hastalık sıklığının yüksek olması nedeniyle 1990’lı yılların başından itibaren toplum bazında Prostat Spesifik Antijen (PSA) ile tarama çalışmaları yapıldığını hatırlattı.

PSA ile yapılan taramaların özellikle metastatik hastalık görülme oranlarının düşmesine neden olduğuna değinen Türkeri, prostat kanseri gelişimine yol açan sebeplerin tam olarak bilinmediğini dile getirdi.

Birinci derece akrabalarında prostat kanseri saptananların bu hastalığa yakalanma riskinin toplumdaki diğer bireylerden daha yüksek olduğuna dikkati çeken Türkeri, şunları kaydetti:

“Genetik çalışmalar, meme kanseri açısından önemli olan bazı gen mutasyonlarının da prostat kanserinde de önemli bir faktör olduğunu gösterdi. Bu gen mutasyonlarını taşıyan erkeklerde 65 yaşından önce prostat kanseri gelişimi riski daha yüksektir. Yine bu mutasyonlar prostat kanseri nedeniyle meydana gelen ölümlerle ilişkilidirler. Bu bilgiler özellikle, ailesinde hem meme hem de prostat kanseri tanısı alan akrabaları olan kişilerin prostat kanseri tanısına yönelik erken değerlendirmesi açısından önemli gözükmektedir.”

“Yöntem, yüzde 90 prostat kanseri teşhisi konulmasını sağlıyor”

Türkeri, şöyle devam etti:

“Prostat kanserinden şüphelendiğimiz hastalara rutin testlerimiz yanında ‘Multiparametrik Prostat MR’ı çektiriyoruz. Bu özel prostat MR’ında prostat bezinde kanser için şüpheli bir alan olup olmadığı değerlendiriliyor. Eğer varsa, kanser şüphesi saptanan bölümler işaretlenip daha sonra özel bir yazılım sayesinde ultrasonografi cihazına yükleniyor. Siz biyopsi yaparken MR ve ultrasonografi görüntülerinin birleşmiş halini görüp doğru noktadan ve doğru hedeften biyopsi yapabiliyorsunuz. İşte bu yöntemin adı Prostat MR Füzyon Biyopsisi.”

Yeni yöntemle gereksiz tanı oranının düşürüldüğünü, klinik açıdan önemsiz hastalık tanı oranının azaldığını belirten Türkeri, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ayrıca, yüzde 90’lara varan oranlarda, yüksek dereceli ve hayatı tehdit eden prostat kanseri teşhisi koymamızı sağlıyor. Ayrıca yüzde 90’lara varan oranlarda, yüksek dereceli ve hayatı tehdit eden prostat kanseri teşhisi koymamıza sağlıyor. Bu yöntem prostat kanseri teşhisindeki son yıllardaki en önemli gelişme olarak nitelendiriliyor.”

İdrarda görülen kanamaya dikkat

Kongre Başkanı Prof. Dr. Sümer Baltacı da mesane kanserinin, tüm dünyadaki erkek nüfusta rastlanan kanserler arasında 7. sırada yer aldığını, her iki cinsiyette değerlendirildiğinde de en sık rastlanan 11. kanser olduğunu söyledi.

Erkeklerde kadınlara kıyasla daha yaygın görülen bu kanserin, genel olarak daha yaşlı kişilerde görülse de son yıllarda 40 yaş altındaki genç nüfusta da artan oranlarda saptanmaya başlandığına dikkati çeken Baltacı, tütün ve tütün ürünleri kullanımıyla iş ortamında kimyasallara maruz kalınmasının mesane kanseri gelişiminde rol oynadığını bildirdi.

Baltacı, hastaların neredeyse yarısında sigara kullanımının bu hastalığa neden olduğunun ortaya konulduğunu belirterek, “Tütün ürünleri tüketenler, kullanmayanlara göre mesane kanseri gelişimi açısından 6 kat daha fazla risk altındadırlar. Bu hastalığın ortaya çıkması için belirgin bir genetik bir bozukluk henüz saptanmamıştır. Ailede bu hastalığın varlığının, diğer bireylerde bu hastalığın ortaya çıkmasındaki etkisi de oldukça düşüktür.” dedi.

Bu hastalığa ait en sık rastlanan belirtinin idrarda kanama olduğunu vurgulayan Baltacı, şöyle devam etti:

“İdrardaki kanamaya ağrı eşlik edebileceği gibi bu durum tamamen ağrısız da olabilmektedir. Yine bu kanama sürekli olabileceği gibi aralıklı olarak da kendini gösterebilmektedir. Bu nedenle herhangi bir zamanda idrarında kan gören kişilerin, olası mesane kanseri tanısı açısından ileri incelemeler için üroloji uzmanına başvurmaları önemlidir. İdrarda kan görülmesinin yanında bu hastalıkla ilişkili olabilecek diğer bazı belirtiler, çok sık idrara çıkma ihtiyacı, aniden başlayan idrara çıkma ihtiyacı, idrar yapma sırasında ağrı ve sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları olarak bildirilmektedir.”

  • Facebook'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Facebook
  • X'te paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) X
  • WhatsApp'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) WhatsApp
Bulunamadı...
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Tüm Haberler
  • Gaziantep
  • Ankara
  • Doğu-Güneydoğu
  • Türkiye
  • Dünya
  • Siyaset
  • Sağlık
  • Ekonomi
  • Yaşam
  • Kültür
  • Spor
  • Programlar
  • Kurumsal
    • İletişim
    • İnsan Kaynakları
    • Katalog
    • Künye

© 1994 - 2022 Kanal5 Tüm Hakkı Saklıdır

»
«