Dünya Ehlibeyt Vakfı Başkanı Fermani Altun, “Normalleşme süreci ile Kürt sorunu gibi Alevi sorunu da çözülecek inşallah” dedi. CHP’nin sürece bakışını da eleştiren Altun, “Sürecin önünde durmak intihardır” diye konuştu.
HÜLYA ÖZKAN / HABER10
Dünya Ehlibeyt Vakfı Başkanı Fermani Altun Başbakan Tayyip Erdoğan’ın açıklaması sonrası yeniden aktif hale getirilen ‘Alevi Açılımı’nı Haber10’a değerlendirdi. Alevi-Sünni tartışmasından ziyade, Türkiye’de inançla ilgili eşit vatandaşlık sorunu olduğunu vurgulayan Altun, “Sorunun temelinde özgürleşme ve demokrasi sorunu var” dedi. Olayın sadece Alevileri ilgilendirmediğini Türkiye’de inanç özgürlüğü kapsamında Sünnilerinde baskı altında olduğunu ifade eden Altun, “İnanç özgürlüklerinin önündeki engellerin topyekûn kaldırılacağını umut ediyorum” diye konuştu.
DİN DEVLETLEŞTİRİLEMEZ
Sorunun temelinde dini devletleştirme çalışmalarının yattığını ifade eden Altun, İslam’ın Türkiye’de 90 yıldır devletin tekeli altında sınırlandırıldığını söyledi. Altun, bugün bu sorunu aşmanın hiçte kolay olmadığını ancak birlikte hareket etme başarıldığı takdirde sorunun çözüme kavuşmasının mümkün olduğunu ifade etti.
ÇÖZÜM YAKINDIR
Yapılan açılımları önemli ve anlamlı bulduğunu belirten Altun, “Çoktan yapılması gerekiyordu fakat ne yazık ki Türkiye 60 yıldan beri darbelerle uğraştı. Ancak bugün ülke normalleşmeye başladı. Onun için bugün de Türkiye reformlar düzeyinde önemli sorunlarını halletme yolunda. Mesela Kürt sorunundaki çözüm olayı Türkiye için son derece olumlu bir olaydır. İnsanlar huzura kavuşmaya başladı. Alevi sorunu da inşallah tez zamanda çözüme kavuşur. İnsanların inanç tercihi, ibadethane tercihi doğru bir şekilde kabul edilir. Çünkü inançlar insanların kutsal değerleridir. Devletin karışması, yönlendirmesi, kabul edip etmeme hakkı yoktur” dedi.
AÇILIMLARIN ÖNÜNDE KİMSE DURAMAZ
CHP’nin tutumunu manidar bulduğunu vurgulayan Altun, “Yapılacak olan açılımların önünde hiç kimse duramaz. Kalkıp da 80-90 yıl önceki tekke ve zaviyelerin kaldırılması kanunu vs. öne sürülemez. Başkasının hakkını gasp edeceksiniz, onun tercihlerinin, yaşamını istediği gibi yaşamasına izin vermeyeceksiniz ve sınırlandıracaksınız. Bu neyin devrimi? Bu çağda böyle bir şey olabilir mi? Geçmişte hadi neyse eksik ve yanlışlar yapılmış ama bugün bunu savunmak korkunç bir şey. Bu değişikliğin önünde duramazlar. Duracak olan bir siyasi grup veya parti için bu bir intihardır” şeklinde konuştu.
İBADETLER YASAYLA KISITLANDI
İnanç özgürlüklerinin anayasa eliyle kısıtlandığına dikkat çeken Altun, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Alevi açılımı ilk etapta bir kesintiye uğramıştı ve bunun sebebi de Anayasadaki bazı maddelere bağlı olarak çıkmıştı. Bunların düzeltilmesi gerekiyor. İnsanların ibadet yapmaları yasalarla nasıl kısıtlanabilir… Bu bütün uluslararası platformlarda ağır şekilde eleştirilir. Dergâh yasak, dede demek yasak diye bir şey nasıl olur… Türkiye’de farklı birçok yorum, mezhep vardır. Diğer ülkelerde insanlar ibadetlerini muhabbet boyutunda yapıyor. Ben bunlara gözümle şahit oldum. Tasavvuflar okunuyor, şiirler okunuyor. Kültürler, ibadetler, tercihler değişik olabiliyor. Bunların hepsi haktır. Dinlerin varlık nedeni zaten insanının güzeli iyi olmasıdır. İnsanı insan yapan değerlere sahip olunmalıdır. İnsanın hakkı ve hukuku bilmesi gerekir. Bu yüzden Türkiye’deki bu sorun yalnızca Alevilerin bir sorunu değildir. Muhabbet yasaklanmıştır, ibadet yasaklanmıştır. Bunlar birbirini tamamlayan şeylerdir. İnançları dört duvar arasına hapsedemezsiniz. Tarih boyunca iktidarlıklar muhabbet boyutuyla asıl başarıya ulaşabilmişlerdir. Öncülük yapmışlardır. Onun için bence tüm İslam aleminin ortak bir sorunudur bu. “









