Merakla beklenen AB, ‘Genişleme Stratejisi Belgesi’ni bugün resmi olarak açıkladı.
Avrupa Komisyonu, her yıl ilerleme raporlarıyla paralel olarak yayınladığı ‘Genişleme Stratejisi Belgesi’ni bugün resmi olarak açıkladı.
Genişleme Stratejisi Belgesi’nde Hırvatistan, Arnavutluk, Karadağ, Bosna-Hersek, Kosova, Sırbistan, İzlanda ve Makedonya ile birlikte Türkiye ile de ilgili görüşler ve tavsiyeler yer aldı. Belgede Türkiye’nin dinamik ekonomisi, stratejik coğrafyası ve bölgesel rolü ile AB için ‘anahtar’ bir ülke olduğu vurgulanırken, başta Ortadoğu ve Kuzey Afrika olmak üzere dış politikada Türkiye ile işbirliği ve diyaloğun öneminin altı çizildi. Türkiye-AB ilişkilerinin tam kapasitesine ulaşabilmesinin ancak aktif ve güvenilir bir üyelik süreci ile mümkün olduğu belirtilen belgede, müzakere sürecinin eski hızına ve aktifliğine dönmesinin her iki tarafın da yararına olduğu kaydedildi.
Belgede, Türkiye’deki reformların standartlarının AB standartları olmasını güvenceye almanın yegane yolu olarak gösterildi. Bunlara dayanarak müzakerelerde engellenen fasıllarda çalışmaların devam etmesinin önemine değinilen belgede, bu konuda yaşanan sıkıntıların üye ülkeler arasında fikir birliği eksikliğinden kaynaklandığı da ifade edildi. Belgede ayrıca Türkiye’nin siyasi kriterler ve reformlarda ilerleme konusunda eksiklikleri olduğuna dikkat çekilerek, başta temel haklar ve ifade özgürlüğü konularında son yasal iyileştirmelere rağmen endişelerin devam ettiğine yer verildi. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konularında da Türkiye’nin daha fazla adımlar atması gerektiği ifade edilirken, dördüncü yargı paketi için sarf edilen girişimler ise memnuniyetle karşılandı. Kıbrıs sorunu ve Rum Dönem Başkanlığı sırasında dondurulan ilişkilere de değinilen belgede şu görüşlere yer verildi:
“Komisyon Türk tarafının bu konudaki açıklamalarını, tehditlerini ciddi endişe ile karşıladığını yineler ve Türkiye’yi Konsey’in rolünü tam olarak saygılı olmaya davet eder. AB aynı zamanda üyesi olan tüm hükümran ülkelerin kendi karasularında istedikleri araştırmayı yapıp, uluslararası hukuktan doğan hakla kendi doğal zenginliklerini kullanabileceklerini hatırlatır. Türkiye vakit kaybetmeden ek protokolü uygulamalı, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ ile ilişkilerini normalleştirmelidir.”

