Kanal 5 Genel Yayın Sorumlusu Aslan Değirmenci tarihi Diyarbakır buluşmasını haber10’daki köşesinde analiz etti. Konunun geçmişini de masaya yatıran Gazeteci Yazar Aslan Değirmenci, önemli tespitlerde bulundu. İşte Aslan Değirmenci’nin haber10.com’da yayınlanan analizi:
Selahaddin Eyyubi sizi izliyor!
İnkâra gerek yok. Kürt sorunu ülkenin tarihi ile eş değer bir meseledir.
Cumhuriyet ile aynı yaşa sahip olan sorun, inkâr ve asimilasyon veya kendi kendini kandırma ile derinleştirildi. İran, Irak ve Suriye’de de şiddetli asimilasyonlar devreye girdi. Küresel tezgâha Kürtler kurban verilirken, 80’lere gelindiğinde PKK’nın ortaya çıkarılması ile konu bu kez tamamıyla güvenlik perspektifi ile ele alındı.
Özgürlükler rafa kaldırıldı, şiddet sarmalı genişletildi. Konu terörle mücadeleye indirilince konuşmaya kalkan da indirildi. Kirli tezgahlar, suikastler, köy boşaltmalar ve çatışmalar ile sorunun boyutu eksen kaymasına uğratıldı. Derken karakol baskınları ve şehir merkezlerindeki bombalamalar…
Acı tüm yurda hatta coğrafyaya yayılmaya başladı. Ağıtların dili farklı olsa da gözyaşları aynı topraklara düşüyordu. Ağıtların dili evrenselleşirken, küresel bir boyut kazandırılan soruna müdahil olanlar çözüm yerine sadece gerilim üretti. Zorunlu Göç ile sorun tüm illerde kendini göstermeye başladı.
Gelişmeler hızla değişirken siyaset ve devletin yetersizliği sorunun boyutunu artırdı. 90 ve 2000’li yıllarda da değişen bir şey yoktu. Hatta fazlası yani kontrgerillanın deşifre olmasına karşın ödüllendirilmesi söz konusuydu. Akil adamlara ve alimlere sahip çıkılmaması, JİTEM ve örgütün infaz timlerinin ölüm listelerinin elden ele dolaşması ve karmaşık süreçle yüzleşmek isteyenlerin önüne taş koyulması gibi esrarengiz dönemler yaşandı. Komisyonlar kuruldu, başka bir el tarafından etkisizleştirildi.
Birileri helikopterler ile şehir turları düzenlerken, komisyon üyelerine bölgede inceleme yapmaları için helikopter bile tahsis edilemedi. Kürt sorununun dinamiklerini oluşturan siyasi ve sosyolojik süreçlerin irdelenmesine hiçbir zaman izin verilmedi. Adı terörle mücadele konulan yöntemin bütün boyutlarıyla kamuoyunda tartışılmasına engeller getirildi.
İzlenen politikaların yanlışını gösteren kalemler linç edildi, ülkenin geleceği ipotek altına alındı. Şiddete küresel boyutta finansal destek sağlandı, siyasi, psikolojik ve medya desteği ile mesele işin içinden çıkılamaz bir hale getirildi. Çatışmalardan nemalananlar kazanmaya devam ederken, merkezi devlet otoritesiyle geleneksel yapıyı korumaya çalışanlar sıra dışı hukuk yöntemleri ile akla ziyan işlere kalkıştı. Sorunun adı hiçbir zaman konulamadı. Resmi söylem derinleşti, kamu bürokrasisinin soruna yaklaşımı vicdandan uzaklaştı. İnisiyatif güvenlik güçlerine, bölgede PKK vesayetine terk edildi.
Derin yapılar ile sorun her geçen gün farklı mecralara çekilmek istenirken 2002 yılında Olağanüstü Hal (OHAL) kaldırılınca ilk nefes alındı. Dicle’ye yeniden cansuyu geldi! Şiddet ve OHAL ile güçlenen ırkçılık ilk yarasını almış oldu. Devlete karşı OHAL ile başlayan güvensizlik, şiddet ile bölge halkına yakışmayan bakış değişmeye başladı! Bir umut doğdu en azından…
Siyaset kurumu Kürt sorununun çözümünde, güvenlik bürokrasisinden farklı düşündüğünü göstermeye başladı. Sorunun nasıl katmanlaşarak büyüdüğünü gören siyaset kurumu, yaşanan zafiyetleri masaya yatırdı. Güvenlik bürokrasisinin sorgulamaya başladığında ‘laiklik’ ile dövülmeye, çözüm için sorumluluk aldığında ‘Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven’ darbe teşebbüsleri ile karşılaştı. Hatta az kalsın iktidar partisi kapatılacaktı. Bu kez kararlılık gösterdiğinde ‘Dağlıca, Aktütün’ saldırıları ile sarsıldı. Kuşatma dört taraflıydı.
Adım adım yürüme kararı alındı. Darbe planlarının üzerine gidildi, mafya ve çeteler çökertildi, cuntacılar hakkında iddianameler hazırlandı. Rejim bekçilerinin derin ilişkileri bir bir deşifre edildi. Kurumların normalleşmesi için ciddi reformlar başladı, demokratikleşme yönünde atılan adımlar ile sorunun üzerine gidildi. Yollara dost mayınlar bile dizildi ama halkın sürece verdiği destek ile riskler daha fazla alındı. Küresel Ergenekoncuların ve örgütün şahin kanadının desteği ile Oslo süreci yerle bir edildi ama ciddi bir deneyim kazanıldı.
Çözümün emperyal kolları kesildi, yerli bir süreç işletilmeye başlanıldı. Sürecin dışında kalan ne kadar yapı varsa çözümsüzlük dayadı, psikolojik harp taktikleri ve medya gücü ile siyaset kurumunu topyekûn hedef aldı. Ağıtları hiçe saydı, Kürt sorununu besleyen ne kadar farklı dinamik varsa harekete geçirilmeye çalışıldı.
AK Parti hükümeti, adı eski rejim tarafından konulan terörle mücadeleyi istihbarattan, sosyolojik alana kadar yönetmeye karar verdiğin de kurumlar hedef alınmaya başlandı. Normalleşme karşıtları çok yönlü bir operasyona girişti. Düşman kardeşler çözümsüzlük stratejisinde küresel bir ittifak oluşturdu. Ne kadar şiddet yanlısı varsa bu koalisyonun bir şekilde içinde yer aldı. Olaylar, olaylar derken reform paketleri bir bir suratlarında patladı. Algı yeni devlet anlayışı ile değişmeye ve çözümsüzlerin amaçları ortaya çıktıkça özellikle bölge insanında sorgulama başladı. Çözümsüzler ise topyekun taban yitirmeye başladı…
Onlar yalnızlaştıkça muhalif Kürtler konuşmaya, şiddetin acısını yüreğinde hisseden Türkler onları anlamayı denedi. Dinledikçe hak verdi. Ülke insanı, kardeşini hor hakir ve düşman görerek izzete kavuşmayacağını anladı. Niçin kardeş olduklarını hatırladıkça; birlik, beraberlik, sevgi, saygı ve dayanışma duyguları canlandı. Renkleri, ırkları ve dilleri bir kenara bırakarak kardeşlik hukuku ve ahlakına sarılmayı denemeye başladılar. Bu deneme dün Diyarbakır’dan tüm yurda dağıldı. Ne büyük bir gündü! Kardeşliğin zayıflamaması ve zarar görmeden devamını sağlamak için hep birlikte ‘Barış’ diye haykırdılar. Kardeşlik görevini yerine getirenlerin verdikleri, “Ara düzeltmek hepimizin görevidir” mesajına sarıldılar. Şimdi işte o merhameti tüm coğrafyaya yayma zamanı. Unutmayın küresel kuşatmaları yerle bir eden Selahaddin Eyyubi sizi izliyor! Gündemi değiştirme gayreti içinde olanlara takılmaya hiç gerek yok.
Şimdi Selahaddin Eyyubi’nin çizdiği yolda yürüme zamanı. Selahaddin Eyyubi, adalet ve mücadele anlayışı ile birçok parçaya ayrılmış olan Müslümanları tekrar bir araya getirerek tarih yazmıştı. Biz neden başaramayalım…[blockquote cite=”twitter @aslandegirmenci”]Aslan Değirmenci[/blockquote]









