Sunuculuğunu Atıf Özbey’in yaptığı Siyaset Analizi’nin bu haftaki konuğu 20. ve 21. dönem Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu oldu. Programda; HDP %10 Seçim Barajı, Başkanlık Sistemi ve Paralel Yapı konuları ele alındı.
PARTİYSEN, KENDİNE GÜVENİYORSAN, GİRERSİN VE BARAJI AŞARSIN
Atıf Özbey (A.Ö.): HDP iki seçim sonra bağımsız olarak değilde parti ismiyle seçimlere girme kararını almış durumdalar. %10 Barajını aşarlar mı?
Ömer Vehbi Hatipoğlu (Ö.V.H.) HDP’nin seçime parti olarak gitme kararı kendisine ait bir karar, sanırım bu kararı vermeden önce kendi ararlarında tartışmış, müzakere etmişlerdir. Enterasandır ki HDP’nin bu kararı HDP’den çok HDP’Lİ olmayanları tedirgin etmişe benziyor yani eğer HDP barajı aşmassa neler olabileceği meselesine HDP’den daha çok HDP’li olmayanlar konuşuyor, tartışıyor ve bunu çok önemsiyor. Bu tabi kürt siyasetinin önemli bir kazanımı onu öncelikle söyleyeyim yani mecliste kürt siyasetini temsil eden bir siyasi partinin olmamasının Türkiye’nin lehine olmayacağına ilişkin bir ortak algının bu ülkede varolduğunu gösteriyor buda aslında doğru bir şeydir, başarılı bir siyasetin olduğunu ortaya koyuyor. Ama mesele HDP bir siyasi partidir, diğer siyasi partiler gibi kuralları önceden konulmuş mücadeleye girişiyor. Kuralı nedir? Bütün partiler için %10 barajı nasıl varsa HDP içinde bu baraj vardır bu tüm siyasi partiler için geçerli olan bir ölçüdür. Bir siyasi parti, parti olarak geleceğim barajı aşmassam kıyamet kopar harakete geçemez. Partiysen, kendine güveniyorsan girersin ve barajı aşarsın. Altını hemen çizeyim, HDP eğer %10 barajını aşmassa bu başkasının değil doğrudan doğruya kürt siyasetinin başarısızlığı anlamına gelir.
İDAREDE TEK BAŞLILIK ESASTIR
A.Ö.:Başkanlık sistemi gündemde, bu konudaki görüşlerinizi alabilrmiyiz?
Ö.V.H.: Türkiye değişim süreci yaşamış bir ülkedir. Bu değişim süreci içersinde siyasal sorunları çözmede parlamenter demokratik sistem dediğimiz sistemin zaman zaman tıkandığını hepimiz görüyoruz. Öyle acayip bir anayasa var ki bu ülkede bir cumhurbaşkanlığı müessesi var bir başbakanlık müessesi var. Başbakan bütün yetki ve sorumluluklara sahiptir, cumhurbaşkanının hiçbir siyasi sorumluluğu yok, hatta hukuki sorumluluğu yok ama aynı cumhurbaşkanı dilediği zaman dilediği taktirde bakanlar kurulu başkanlığınıda toplar yani icranında başındadır böyle bir ucube anayasa ile karşı karşıyayız ve yıllarca ülkedeki bu iki başlılığın ülkeye neler çektirdiğini hele cumhurbaşkanı ile başbakan ayrı partilerde olsalar bu dureumda Türkiye’de ne bedeller ödendiğini gördük. Bir anayasa kitapcığının fırlatılmasının Türkiye’de kaç milyar dolara mal olduğunu, doların bir günde nasıl zıpladığını, bir gecede repoların nasıl yükseldiğini, birilerinin nasıl zengin birilerinin nasıl fakir hale geldiğini hep beraber gördük. Dolayısıyla idarede tek başlılık esastır.
PARALEL YAPI, AK PARTİ DÖNEMİNDE LALE DEVRİNİ YAŞADI
A.Ö.: Paralel yapı karşısında verilen mücadelede Tayip Erdoğan’nın cesaretini takdir ediyorsunuz o konuya değilibilr misiniz?
Ö.V.H.:Bu cemaat Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde, lale devrini yaşadı, hiçbir dönemde olmayacak kadar, büyük imkanlarla donatıldı. Şimdi Sayın Cumhurbaşkanımız dediki bunlar ne istedilerde vermedik dedi bu kadar net sonra bakıldı ki bunlar her türlü yere hakim kılındı bir daha baktılar ki göreve gittikleri yerlerde devletin memuru değil ülkenin memuru değil bir yapının elemanı olarak çalışmaya başladılar ve devlet sırrı niteliğindeki bilgiler Türkiye’nin dışında servis edildi. Devlet bunun farkına varınca hiçbir devlet kendisini kuşatacak bir başka yapının yaşamasına izin vermez, devlet bunu gördüğü an tepki ortaya koydu. Maalesef bu tepkiyi ilk başlarda Tayyip Bey ortaya koydu…









