İktidarı 13 ağaç ile sallamak isteyenlerin eline açıkça materyaller sunanların yaptıkları gözden geçirilmeli, orantısız güç talimatını verenlerin amaçları iyi analiz edilmelidir. Peki bu ilk operasyon mu? Arkadaşımız Aslan Değirmenci’nin kaleminden Taksim olayları…
Askerin, MİT’in hatalarını nasıl konuşabiliyor, eleştiri getirip istifa kültürünü hatırlatabiliyorsak bu Emniyet içinde geçerli olmalı. Ama önlemi önce hükümet almalı. İktidarı 13 ağaç ile sallamak isteyenlerin eline açıkça materyaller sunanların yaptıkları gözden geçirilmeli, orantısız güç talimatını verenlerin amaçları iyi analiz edilmelidir.
Taksim’den bir Cumhuriyet mitingi çıkartma arayışı içinde olanların elini güçlendirecek hamleleri yapmak, iç barışa indirilen balyoz ve devlet ile millet arasına set çekme girişimidir. Bu girişime şuanda tek destek ulusalcılardan değil, iktidar karşıtı tüm yapılardan ve hükümeti köşeye sıkıştırarak farklı pazarlıklar yürütmek isteyenlerden de geliyor. Gücü elinde tutmak isteyenlerin her fırsatta bu tür gerilimlerden faydalanarak, iç temizliği engelleme çabaları da yıllardır biliniyor.
MİT’te değişim süreci başladığında, kendilerini ön plana atarak hükümet yanlısı olan bazı liberallerin değişim içerisinde kendilerine kadro bulamadıklarında nasıl Hakan Fidan ve Başbakan Erdoğan düşmanı olduklarını hep beraber yaşayarak gördük. Her fırsatta kurumlar arasına fitne sokma çabalarını ve fesada alet olmalarını unutmuş değiliz. Kendilerine derin anlamlar yükleyerek, bir bilen edasıyla ve istihbaratçı havasıyla köşelerinden nasıl psikolojik harp yaptıklarını da bilmeyenimiz yok. Bugün bu kalemlerin olayı hükümete yıkma çabalarını da düşünecek olursak, yaşananların vahametini daha iyi anlarız. Orantısız güç ve bazı göstericilerin provokatif hamlelerini görmek yerine sürekli olarak hükümetin Taksim konusunda ki yaklaşımlarını gündeme getirerek, yeni devlet anlayışına nasıl başkaldırdıklarını görmeliyiz. Polisin yaptığı hataları görmezden gelerek, dün açıkça savaş ilan ettikleri ulusalcılarla aynı söylemleri kullanarak hükümeti yıpratma çabaları incelendiğinde de aslında tek merkezden yönlendirildiklerini anlarız.
Aynı şekilde içerideki medya kadar Türkiye karşıtlığı ile tanınan uluslar arası basın kuruluşları da konudan nemalanarak hükümeti açığa düşürme gayreti içerisinde. İşte dünya medyasından birkaç başlık ve kısa değerlendirme:
Die Welt: “Tayyip bak biz kaç kişiyiz?”
La Repubblica: “Laikler ve gençler Erdoğan’a karşı, İstanbul’da savaş”
Spiegel Online:” İstanbul’da polis şiddeti. Erdoğan hükümeti sıkıntı içinde.”
ANSA:“Türkiye’de ağaç savaşı, çatışmalar”
Corriere della Sera: “İstanbul, Türk hükümetini korkutan park savaşı”
Il Messaggero: “Gezi Parkı isyanı yayılıyor.”
Bild: “Türklerin öfke gecesi.”
Express: “İstanbul’da büyük isyan”.
Focus Online: “Erdoğan hükümetine karşı yeni protestolar”
Özetle… Hükümet ilk defa net bir şekilde köşeye sıkışmıştır! Hiç duygusal davranmaya gerek yok. Yapılması gereken özeleştiridir. Ardından ‘Taksim Gezi Parkı’nda kullanılan orantısız güce inceleme yetmez, derinlemesine soruşturma başlatılmalıdır. Birilerine gerilim alanı açanlar kimler ise deşifre edilmeli, yargı önünde hesap sorulmasının önü açılmalıdır. Hükümet bir iki bürokratını koruyarak işi iyice çıkmaza sokmaktan vazgeçmelidir.Aslan Değirmenci-Haber10







