Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
İstihbarat paylaşımı konusunda ülkelerin daha yakın işbirliği halinde olmalarının terörle mücadelede önemli olduğunu ifade eden Kalın, Türkiye’nin, Brüksel saldırısında yaşanan hadiseyi ilk defa yaşamadığını söyledi.
Kalın, “Biz bugüne kadar 120 küsur ülkeden yaklaşık 37 bin kişiye ülkeye giriş yasağı koyduk, ‘no entry’ listesi denilen giriş yasağı olan listelere koyduk, bunların terörle ilişkilerinden şüphelenildiği için. Aynı şekilde 100’ün üzerinde ülkeden 3 binden fazla kişi ülkemizden sınır dışı edildi. Maalesef bu son Brüksel saldırılarını yapan kişiler de Paris saldırılarına karışan kişiler de bu sınır dışı ettiğimiz şüpheliler arasında yer alıyordu. Dolayısıyla Türkiye burada üzerine düşeni en kararlı ve kapsamlı şekilde yapmaktadır.” ifadelerini kullandı.
Brüksel saldırısı gibi saldırılardan sonra Müslüman karşıtı duyguların tahrik edilmesi, siyasete alet edilmesi, İslamofobik söylemlerin güç kazanması gibi konuların sistematik olarak karşılarına çıktığını kaydeden Kalın, “Bu konularda siyasi liderlerin, dini liderlerin, toplum önderlerinin, basının, kanaat önderlerinin büyük bir siyasi sorumluluk içinde hareket etmesi gerekir çünkü Müslüman karşıtı söylemler sadece DAEŞ gibi, El Kaide gibi aşırı terör örgütlerinin elini güçlendirir, onlara malzeme sağlar.” şeklinde konuştu.
Pakistan’daki terör saldırısı
Pakistan’daki terör saldırısına da değinen Sözcü Kalın, “Lahor’da meydana gelen saldırıyı üstlenen grubun amaçlarının orada kutlama yapan Hristiyanlar olduğu şeklindeki açıklamaya atıfla, bu terör saldırısını tekrar en sert şekilde kınadığımızı ifade etmek istiyorum.” dedi.
Kalın, “Müslüman, Hristiyan, Sünni, Şii olsun veya hangi etnik, dini gruptan, mezhepten olursa olsun masum insanların böyle katledilmesi asla ve asla kabul edilemez. Hele bu din adına İslam adına yapılıyorsa, şunu herkesin bilmesi gerekir ki bunun ne bizim dinimizde ne inancımızda ne kültürümüzde hiçbir karşılığı yoktur. Bu olsa olsa barbarlıktır, ondan öte bir şey değildir.” değerlendirmesinde bulundu.
Reza Zarrab’ın gözaltına alınması
İbrahim Kalın, Reza Zarrab’ın gözaltına alınması ile ilgili olarak da şunları söyledi:
“Amerika’da bir yargıcın verdiği karardır, yürüyen bir süreçtir. Şu an bizim bununla ilgili farklı bir şey söylememiz uygun olmaz. Ne olacağını, hukuki bir süreç olması itibarıyla biz de buradan takip ediyoruz. Bize intikal eden doğrudan herhangi bir şey söz konusu değil.”
İsrail’in vatandaşlarına yönelik Türkiye ile ilgili uyarısı
Açıklamasında İsrail’in vatandaşlarına yönelik Türkiye ile ilgili uyarısına da değinen Kalın, “Ülkeler zaman zaman bu tür saldırılar olduğunda çeşitli güvenlik değerlendirmeleri yaparlar, kısıtlı ve geçici olmak üzere bu tür seyahat uyarılarında bulunurlar.” diyerek şöyle konuştu:
“Burada teröristleri sevindirecek tarzda hayatı adeta askıya alan, kilitleyen tavırlardan tabii ki kaçınmak gerekir. Bu bütün ülkeler için geçerli. İsrail bağlamında söylemiyorum bunu. Genel olarak zaten terörün yapmak istediği şeylerden bir tanesi bu, hayatı askıya aldırmak, dondurmak, gündemi belirlemek. Buna izin vermemek lazım, bu ancak teröristleri sevindirir.”
“Öncelikle bu DEAŞ belasından bütün dünyanın kurtulması gerekiyor”
İbrahim Kalın, “Biz nasıl DEAŞ, El-Kaide, Boko Haram vesaire terörünü kınıyorsak, aynı şekilde PKK terörünün de iltisaklı grupların hepsinin de Suriye koludur başka yeridir, aynı kararlılıkla kınanması, kınanmanın da ötesinde bunlara karşı somut adımların mutlaka atılması gerekir.” dedi.
“Öncelikle bu DEAŞ belasından bütün dünyanın kurtulması gerekiyor.” ifadelerini kullanan Kalın, “Gerekçesi ne olursa olsun dini, etnik, sosyal, psikolojik her ne gerekçe ileri sürülürse sürülsün bu terörün asla ve asla meşru gösterilmesi, kabul edilmesi mümkün değildir.” şeklinde konuştu.
İbrahim Kalın, konuşmasına şöyle devam etti:
“Suriye savaşı devam ettiği müddetçe, bu tür terör örgütlerinin kendilerine bir alan bulması, yayılması, eleman toplaması, propaganda yapması da maalesef devam edecektir. O yüzden Suriye’de bir siyasi geçişin sağlanması her zamankinden daha büyük bir önem arz ediyor ki bu savaş artık sona ersin.”










