Abdulkadir Ünal’ın hazırlayıp sunduğu programın bu haftaki konuğu; Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Birol Akgün oldu..
Programda; Başkanlık Sistemi ve Dış Politika ele alındı.
”TÜRKİYE’NİN 2023 VE ÖTESİNDEKİ HEDEFLERE DAHA HIZLI ULAŞMAYA İHTİYACI VAR”
Cumhurbaşkanılığı Akademisyenler toplantısında, Cumhurbaşkanı’ın başkanlık sistemi ile ilgili açıklamaları ne yöndeydi değerlendirir misiniz?
Sayın Cumhurbaşkanı daha önceKİ Cumhurbaşkanı Abdullah Gül zamanında başlatılan Çankaya Sofraları diye de bilinen şimdi artık Beştepe sofrası yeni dönemde bu yeni dönemin ikinci akademik yemekli toplantıydıydı.
Burada ki temel tartışma konusuda özetle Türkiye’deki siyasi sitem krizi ve bu çerçevede son zamanlarda çok tartışılan başkanlık sistemi Türkiye açısından ne kadar uygun bir yönetim modelidir ne getirir ne götürür bütün detaylarıyla tartışıldı.
Bizim Cumhurbaşkanı olarak eskiden Başbakan olarak, Başkanlık Sitemini önermemizin en temel nedeni Türkiye’nin bugünkü mevcut siyasal sisteminin Türkiye’nin sosyal ekonomik siyasi dinamiklerine taşmaktan uzak olması yani Türkiye 2023 ve ötesindeki hedeflere daha hızlı şekilde ulaşmaya ihtiyacı var. Kendi içerimizde pek çok sorun var, hemen aniden hızlı karar alabilecek bir yönetim sistemine bir anlayışa liderliğe ihtiyaç var ama bugünkü mevxut sistem 1982 Anayasasının çizdiği çerçeve ne yazıkki bu imkanı tanımıyor bir kere bu.
Kendisinin yaşadığı örnekleri anlattı özetle 2002’den 2007’e kadar geçen süreçteki zamanın Cumhurbaşkanıyla kendilerinin yaşadığı sıkıntıları anlattı ve biz seçilmiş bir hükümet olmamıza rağmen Başbakan olmasına rağmen Sayın Recep Tayyip Erdoğan atamalardan kanunların onaylanmasına kadar çok ciddi sıkıntılar yaşadık sorunlar yaşadık bu bizim ayağımıza pranga oldu biz bunları aşmak istiyoruz üçüncüsü özetle 2007’de yaşanan 367 krizi ilebirlikte bunu aşmak için geliştirilen bugünkü cumhurbaşkanlığı makamının ihtasına yok açan 2007 referandumuyla Türkiye’deki siyasal sistemin aslında niteliği değişti. Doğrudan doğruya halk tarafından seçilen bir cumhurbaşkanı var ama bu cumhurbaşkanı bir daha seçilmesi ihtimali olmasına rağmen icraanın başı değil sorumsuz ama yarın halkın karşısına çıktığı zaman onlara 5 yılda ne yaptığını anlatmak zorunda. Yani burda bir anormallik durum var ve bunun aşılması lazım.
‘‘MUHALEFET TOPU TAMAMEN AK PARTİ VE CUMHURBAŞKANI’IN ÜZERİNE ATMAK İSTİYOR”
Başkanlık sistemi karşısında muhalefetin tutumu ne yönde?
Türkiye’deki özellikle muhalefet partileri başkanlık sistemi tartışmalarını yanlış yöne çekerek bu konuda kamuoyunun sağlıklı bir şekilde oluşmasını engelliyorlar. Yani efendim başkanlık sistemi demek federalizm demek başkanlık sistemi demek cumhuriyetin yıkılması demek padişahlığın geri gelmesi demek hakikaten böyle bu kadar basit şeylerle halka yanlış aktarılıyor halktada bu konuda tereddütler hasıl oluyor. Şimdi en üst perdeden Sayın Cumhurbaşkanı’ın ağzından alanlara sahalara inerek bunun ana ilkelerinin anlatılması ve muhalefetinde seçim sürecine girildiği bu ortamda bu konuda kendilerini yeniden sorgulaması bu tartışmaya dahil olmaları karşı çıkıyorlarsa neden karşı çıkıyorlar parlementer sistemi üstün görüyorlar, başkanlık sistemini eleştiriyorlarsa eğer neden eleştiriyorlar bunları yerli yerince yazılı belgelerle yani seçim beyyanağmelerinde de bunların yer almasını istiyor birazda cumhurbaşkanı aslında bunu yapmak istiyor aksi halde muhalefet bir türlü işin esasına girerek başkanlık sistemi daha doğrusu siyasal sistem tartışmalarına hiç müdahil olmak istemiyor. Topu tamamen AK Parti veya Cumhurbaşkanı’ın üzerine atmak istiyor. Mevcut sistemin kendi değerlerinden olduğunu bir anlamda kabul etmiş oluyorlar.
”KUZEY IRAK BÖLGESEL YÖNETİMİ TÜRKİYE İLİŞKİLERİNİ EKONOMİK VE STRATEJİK OLARAK DEVAM ETTİRMEK ZORUNDA”
Türkiye – Kuzey Irak İlişkilerini değerlendirirmisiniz?
Son on yılda Türkiye dış politikasının en somut kazanımlarından birisi Türkiye’nin Kuzey Irak’a yünelik bakış açısının değişmesi ve Kuzey Irak ile Türkiyenin ekonomik olarak entegre olmuş bir ekonomik alana dönüşmesidir. Başka şeyler var ama kalıcı somut adımlardan biri budur. Orada yapılan şey nedir? Yani biz bir kere Kuzey Irak’a, Irak’ın 2005 yasasına göre Kürt Federal Bölgesel Yönetimdir biz böyle tanıyoruz. Bu coğrafyanın bizim için bir çibanbaşı olmasından çıkarılıp Türkiye’nin kazancına dönüştürlmesi lazım ki yakın çevresinde bir istikrar alanı oluşsun ve ilişkiler ekonomik anlamda siyasi anlamda gelişmek zorunda neden şimdi bu coğrafyaya baktığınız zaman karasal anlamda içe kapanık olan bir coğrafya ya Suriye üzenden ya Türkiye üzerinden dünya’ya açılacak başka çaresi yok. Ha orda ne var önemli petrol kaynakları var enerji var yani bizimde şikayetimiz PKK’nın üstlendiği Kandil var.
Netice itibariyle Kuzey Irak bölgesel yönetimi 1. Türkiye ile ilişkilerini ekonomik ve stratejik olarak devam ettirmek zorunda çünkü DEAŞ ‘a karşı kullanabileceği güvenebileceği başka ülke yok Bağdat yönetimi tamamen Şiilerin eline geçmiş durumda dolayısıyla bölgesel olarak baktığımızda bu kriz içersinde İran’a güvenemeyeceğine göre geriye kalan tek ülke var Türkiye dolayısıyla artık neredeyse ay geçmiyor ki Kuzey Irak’tan Türkiye’ye üst düzeyde bir ziyaret yapılmamış olsun. Enerji güvenliği, parasal ilişkiler ekonomik anlamda söylüyorum petrol boru hatları ilişkileri güvenlikle ilgili anlaşmalar vesaire baktığınız zaman stratejik olarak Erbil’in kendi geleceğine ilişkin kafasındaki zihniyet bağdattan çok batıya Ankara’ya dönmüş durumda doğal olarak.









